İçeriğe atla

eski

Vikisözlük sitesinden

Türkçe

[düzenle]

Köken

[düzenle]

Osmanlı Türkçesi اسكی, Eski Türkçe äski (äski).

Söyleniş

[düzenle]

Ön ad

[düzenle]

eski (karşılaştırma daha eski, üstünlük en eski)

Eski bir kütüphane. (1)
  1. çoktan beri var olan, üzerinden çok zaman geçmiş bulunan, yeni karşıtı; ezelî, ihtiyar.
    •  Ey benim eski duygularım, eski düşüncelerim! Neden böyle uzaksınız benden? N. Ataç
  2. önceki
    •  Bu durumun eski sevgilinin onurunu kırması doğal. A. Kutlu
  3. geçerli olmayan
  4. Herhangi bir meslekte uzun süreden beri çalışmış olan
    •  Eski öğretmen.
  5. Mesleğinde uzmanlaşmış, deneyimi olan.
    • Eski öğretmen.

eski (belirtme hâli eskiyi, çoğulu eskiler)

  1. çok kullanmaktan yıpranmış, harap olmuş şey
    • Söylenerek gizli gizli ağlayarak beni soyundurdu. Eskilerimi giyindirdi.
      — Ümit KAFTANCIOĞLU, 2022, Altın Ekin, s. 67, Dinozor Genç
  2. (teklifsiz konuşma) herhangi bir görevden düştüğü veya durumunu yitirdiği için bir kişinin eski saygınlığının kalmadığı hâllerde kullanılan söz
    •  Mebus eskisi. Müdür

Çekimleme

[düzenle]

Atasözleri

[düzenle]

|}

Deyimler

[düzenle]

Çeviriler

[düzenle]

Çeviriler

[düzenle]

Kaynakça

[düzenle]

Gagavuzca

[düzenle]

Köken

[düzenle]

Eski Türkçe äski (äski).

Söyleniş

[düzenle]
  • Heceleme: es‧ki

Ön ad

[düzenle]

eski

  1. eski

Kaynakça

[düzenle]
  • Etymological Dictionaries - Andras Rajki

Kırım Tatarcası

[düzenle]

Söyleniş

[düzenle]
  • Heceleme: es‧ki

eski

  1. bez
  2. bez peçete

Ön ad

[düzenle]

eski

  1. demode olmuş, eski, yıpranmış
  2. (zaman) eski, geçmiş zaman
    eş anlamlısı: cartı

Özbekçe

[düzenle]

Köken

[düzenle]

Eski Türkçe äski (äski).

Söyleniş

[düzenle]
  • Heceleme: es‧ki

Ön ad

[düzenle]

eski

  1. eski